» YAĞIŞ ve YAĞIŞ ÇEŞİTLERİ

Yayınlanma Zamanı: 2009-01-05 16:46:00



Havadaki su buharının sıvı ya da katı hale dönüşmesine yoğunlaşma denir.

 

Yoğunlaşmanın  meydana gelmesi havanın nem bakımından doyma noktasını

aşmasına bağlıdır. Havadaki bağıl nemin yüzde 100'e ulaştığı  noktaya doyma

noktası denir. Doyma noktası aşıldığı takdirde hava su buharının fazlasını taşıyamaz.

Fazla olan su buharı sıvı ya da katı hale dönüşür.

 

Örneğin, 1 m3 havanın 25°C sıcaklıkta taşıyabileceği nem 19,5 gramdır. 15°C de ise

10.5 gram kadar nem taşır. Buna göre. 25°C de doymuş havanın sıcaklığı 15°C ye

düşerse doyma noktası aşılmış olur. Arta kalan 19,5 -10,5 = 9 gr nem yoğunlaşır.

 

Bir hava kütlesi;

       Soğuk bir hava kütlesi ile karşılaşırsa,

       Soğuk bir bölgeden geçerse,

       Yükselmeye uğrarsa, sıcaklığı  azalır  ve havanın  nem taşıma kapasitesi azalacağından  yoğunlaşma  meydana gelir.

 

Yine aynı hava Kütlesi;

       Sıcak bir hava kütlesiyle karşılaşırsa,

       Sıcak bir bölgeden geçerse,

       Alçalmaya uğrarsa, sıcaklığı  artar ve havanın  nem taşıma kapasitesi artacağından yoğunlaşma sona  erer.

 

Yoğunlaşma sonucunda çok küçük su  taneciklerinin bir araya gelmesiyle bulutlar

oluşur.

 

Bulutlar oluştukları yükseklikler dikkate alınarak üç gruba ayrılır.


 

Yüksek bulutlar (Sirüsler):  Saçak, tüy, ya da ince iplikler biçimindeki bulutlardır. Yüksek bulutlar genelde yağış getirmezler. Bunlar, bir siklonun yaklaştığının ve havanın bozacağının habercisidirler.

          
                  

Orta yükseklikteki bulutlar (Kümülüsler):  Kümeler biçimindeki bulutlardır

Genellikle alt kısımları  düz ve siyah olur. Alt  kısımlarının düz  olmasının nedeni yoğunlaşmanın  aynı  seviyeden başlamasıdır. Siyah olmasının nedeni ise iri su taneciklerinden oluşmasıdır. Bu gruptaki bazı  bulutlar  yükseklere doğru büyür ve

sağanak şeklinde şiddetli yağmurlar getirir.

                  

Alçak bulutlar (Stratüs'ler):  Yer'in üstünde, asılı  gri bir tabaka gibi duran koyu renkli bulutlardır. Genelde yağışlara yol açarlar.

                   

 

Yukarıdaki      bulutlar ana   bulutlardır.  Ancak  gökyüzünde, özelliklerine göre, sirrokümülüs,  kümülonimbus, sirrostratüs gibi adlarla anılan karma bulutlar da görülür. Ayrıca, yağış bırakan bütün bulutlara nimbus adı verilmektedir.

                   

Belirli bir anda gökyüzünün bulutlarla kaplı kısmının tüm gökyüzüne olan oranına bulutluluk denir. Bulutluluk oranı çeşitli aynalardan oluşan ve Nefometre  adı  verilen bir aletle ölçülür. Buna göre, gökyüzünün oranı 10 kabul edilerek;

 

        0-2 oranı Açık havayı

        2-8 oranı Bulutlu havayı

        8-10 oranı Kapalı havayı ifade eder.

 

SİS ise yeryüzüne çok yakın oluşmuş ya da yeryüzüne çökmüş bulutlardır. Sıcak ve

nemli bir havanın daha soğuk bir yerle teması  sonucu sis oluşur. Sıcak ve  soğuk

hava kütlelerinin karşılaşması  da sislere yol açar.


Başlıca sis  oluşum  şekilleri
şunlardır:

 

a.  Rüzgar, ılık  denizlerden soğuk karaya

eserse karada sis oluşur.

 

b. Rüzgar, sıcak denizlerden soğuk denizlere eserse soğuk sular üzerinde sis oluşur.

 

c.  Rüzgar, sıcak karalardan soğuk denizlere eserse deniz üzerinde sis oluşur.

 

d.  Serin denizler üzerinde alçalan hava kütleleri sis oluşumuna neden olur.

 

YAĞIŞ ÇEŞİTLERİ

Atmosferdeki su buharının yoğunlaşarak sıvı ya da katı halde yeryüzüne düşmesine

yağış denir. Başlıca yağış çeşitleri şunlardır;

 

1. Çiy: Havadaki su buharının soğuk zeminler üzerinde, su tanecikleri şeklinde  yoğunlaşmasıyla oluşur. Özellikle  ilkbahar ve sonbahar aylarında görülür.

 

2.Kırağı: Havadaki   su buharının soğuk cisimler üzerinde, 0°C’den düşük

sıcaklıklarda kristaller şeklinde yoğunlaşmasıyla oluşur. Sonbahar aylarında ya da kış başlarında görülür.

 

 3. Kırç:Havadaki su  buharının çok soğumuş ağaç  dalları,     tel,     saçak, vb.     cisimler üzerinde yoğunlaşarak buz tabakası  haline gelmesidir.  Kırağıdan ayrılan yönü, kristallerin üst üste yığılarak  buz tabakaları haline gelmesidir.

 

4. Yağmur:Bulutu oluşturan su taneciklerinin büyümesiyle oluşan su damlalarıdır. Yoğunlaşmanın  devam etmesi ile ağırlığı artan su damlaları  yağış  halinde yere düşer.

 

 

5. Kar:  Su buharının, yükseklerde 0°C altında yavaş yavaş yoğunlaşmasıyla oluşan buz kristalleri yere düşer. Bu tür yağışlara kar denir.

 

6. Dolu:Hava sıcaklığının birden bire ve büyük ölçüde azalması  sonucu yağmur damlaları  donarak buz parçacıkları halinde yere düşer. Bu yağışlara dolu denir.

 

Bir yere düşen yağmur miktarı plüviyometre denilen aletle ölçülür. Kar halindeki yağışların  miktarı  da su olarak hesaplanır. Bu yolla bulunan yağış miktarı 1 m2ye düşen suyun cm veya mm cinsinden yüksekliğiyle ifade edilir. Toplam yağışın mevsimlere dağılışına ise yağış rejimi denir.

 

HAVA KÜTLELERİ VE CEPHELER

Atmosferin sıcaklık ve nem bakımından aynı özellik gösteren büyük

parçalarına hava kütlesi denir.

 

Hava kütlesinin oluşum alanı, deniz yüzeyine rastlıyorsa, bu hava

Kütlesine denizel hava kütlesi denir. Kara üzerinde oluşan hava kütlelerine de karasal hava kütlesi denir.

 

Hava kütleleri oluştukları yere göre de isim alırlar.

Başlıca dört tip hava kütlesi ayrılır.

Bunlar Ekvatoral, Tropikal, Polar (Kutbi)    ve  Arktik-Antarktik  hava   kütleleridir.

Hava kütlelerinin yer değiştirmesi hava durumu bakımından önemlidir.

 

Örneğin, Tropikal bölgede oluşmuş bir hava kütlesi Türkiye'yi kapladığı zaman

sıcaklık yükselir. Kuzey kutup bölgesinden gelen bir hava kütlesinin yayılmasında ise

Türkiye'de sıcaklık azalır.

 

Farklı  özellikteki hava kütlelerini birbirinden ayıran sınıra ise   cephe denir. Cephelerde

çeşitli atmosfer olayları meydana gelir. Cephe boyunca karşılaşan iki hava kütlesinden,

sıcak olan soğuk olanın üzerinde yükselir. Yükselme soğumaya, bulutların oluşmasına, sislere ve yağışlara neden olur.

 

 

OLUŞUMLARINA GÖRE YAĞIŞLAR

 

Yağışlar oluşumlarına göre üç gruba ayrılır: 

 

1. Yamaç Yağışları (Orografik Yağışlar):  Nemli hava kütlelerinin, yatay yönde

hareket ederken dağ yamaçlarına çarparak yükselmesi ve soğuması sonucu oluşan

yağışlardır.

 

 

Dünya'da en çok, Güneydoğu Asya'da Orta kuşaktaki karaların batı  kıyılarında

Amerika’da Kayalık  Dağları’nda, ve sıcak kuşaktaki karaların doğu kıyılarında

görülür. Türkiye'de ise, Toroslar'ın  güneybatıya, Karadeniz Dağları  ile Istrancalar'ın

kuzeye bakan yamaçlarında fazlaca görülür.

 

 

Hava kütleleri yamaç boyunca yükselirken en fazla yağışı  500 -  1000 m yükseltiler

arasına bırakırlar. Yükselti arttıkça (1000 m’lerden sonra) mutlak nem azaldığı  için

yağış da azalır.

 

2. Konveksiyonel Yağışlar (Yükselim Yağışları):  Güneşli ve rüzgârsız günlerde

ısınan hava yükselerek soğur. Belli bir yükseltiden sonra nemin  yoğunlaşması  ile

yağış meydana gelir.

 

Dünya'da en çok, Ekvatoral bölgede rastlanır. Ülkemizde ise, İç Anadolu Bölgesi'nde

İlkbahar'da görülen yağışlar konveksiyonel yağışlardır. Bu yağışlar halk arasında

kırkikindi yağışları olarak bilinir.

 

3. Cephe Yağışları (Frontal Yağışları): Sıcak ve soğuk hava kütlelerinin karşılaşma

alanlarında meydana gelen yağışlardır.

 

Dünya'da en çok, Orta kuşakta ve 60° enlemleri civarında görülür. Türkiye'de,

özellikle kış mevsiminde görülen yağışların çoğu cephesel kökenlidir.

Kış mevsiminde, kutuplardan kaynaklanan soğuk  hava ile Ekvatoral bölgeden

kaynaklanan sıcak hava kütleleri Akdeniz üzerinde karşılaşırlar. Böylece Akdeniz tali

cephesi meydana gelir. Cephe boyunca da yağışlar görülür. Anadolu üzerinde de,

Sibirya yüksek basıncı  ile İzlanda alçak  basıncı ve Asor yüksek  basıncına bağlı

cephe yağışları görülür.

 

 

YAĞIŞLARIN YERYÜZÜNE DAĞILIŞI

Yağışın yıl içerisine dağılışına yağış rejimi denir. Yıl içerisine her aya birbirine yakın

değerlerde yağış  düşüyorsa yağış rejimi düzenli, aylar arasında  büyük  farklılıklar

varsa yağış rejimi düzensizdir.

 

Genel hava dolaşımı,  kara ve deniz dağılışı, yer şekilleri yükselti  gibi nedenlerden

dolayı yeryüzünün her tarafı aynı oranda yağış almaz.

 

 

Dünya üzerinde;

       En yağışlı bölgeler;Ekvatoral bölge, Muson bölgeleri ve Orta kuşak karalarının

batı kıyılarıdır.

         En kurak bölgeler ise; Orta kuşak karalarının dağlarla  çevrili iç kısımları,

dönenceler civarı, çevresine göre, alçakta kalmış yerler ve kutup çevreleridir


Duyuru
Sitemizde güncelleme çalışmaları devam etmektedir.
Görüş ve önerilerinizi bizimle paylaşabilirsiniz !