Dünyadaki en büyük göçler

Doğal yıkımlardan zarar gören insanlar bulundukları yerleri terk ederek koşulları daha iyi olan yerlere göç ederler.
Ülkemizde 1998’de Adana’da meydana gelen depremde zarar gören birçok kişi başka kentlere göç etmişlerdir.
Yine 1998’de Bartın’da meydana gelen sel felaketi ise ilçeyi yaşanamaz hale getirmiş ve göçe neden olmuştur.
17 Ağustos Marmara depreminden sonra bölgede yaşayanların bir kısmı başka illere göç etmiştir.
ABD’de Kaliforniya’da meydana gelen depremler sonucunda bir göç dalgası yaşanmıştır.
Kırgızistan’da 1994 yılında toprak kaymaları nedeniyle 270.000 insan göç etmek zorunda kalmıştır.
Deprem, bölgeden başka bölgelere göçe neden olduğu gibi, bölge içinde kentten kıra doğru da göçe yol açmıştır. Bunda kırsal kesimin depremlere daha dayanıklı zemin koşullarına sahip olması etkilidir.

Türklerin Orta Asya’dan Göçü
Türk göçlerinin en önemli sebebi,
Ana yurt topraklarının verimsizleşmesidir. Büyük ölçüde kuraklık, nüfus yoğunluğu ve otlak darlığı, ekonomik sıkıntılara neden olmuştu.Hayvanların beslenmesi, çeşitli gıda maddeleri, giyim eşyası gibi ihtiyaçların karşılanması için iklimi elverişli zengin topraklar gerekiyordu.Bu nedenle önceleri verimli topraklara sahip ve nüfusu az olan komşu ülkelere göçler yapıldı Zamanla buraların da yeterli olmadığı görüldü ve yeni yerler aranmaya başlandı. Böylece ekonomik ve ticari yönden daha iyi imkanlara sahip diğer topraklara göçler başladı

Kavimler Göçü
4. yüzyılın sonlarına doğru gerçekleşen Kavimler Göçü, tarihteki en büyük kitlesel göç hareketlerinden biridir. Bu yüzyılın sonlarına doğru değişen dünya iklimi, birçok kavmin yaşam alanı olan Orta Asya iklimini olumsuz yönde etkilemiştir. Kuzeye doğru çekilen buzullar Orta Asya iklimini değiştirmiştir.
Sıcaklığa bağlı olarak oluşan kurak iklim, bu alanda yaşayan toplulukları, daha uygun iklim koşullarının hüküm sürdüğü bölgelere göç etmeye zorlamıştır.
Çoğunluğunu Türklerin oluşturduğu bu kavimler, çeşitli göç yolları izlemişlerdir.

Kavimler Göçü; Göç yolları
Kuzeye gidenler Sibirya’ya,
Doğuya gidenler Çin ve Uzak Doğu ülkelerine,
Güneye gidenler Hindistan, Afganistan ve Çin’e,
Batıya gidenlerin bir kısmı Hazar Denizi’nin kuzeyinden Karadeniz’in kuzeyine ve Avrupa’ya, bir kısmıda Hazar Denizi’nin güneyinden İran, Irak, Suriye, Mısır ve Anadolu’ya göç etmişlerdir.

Kavimler Göçünün Sonuçları
Uzun yıllar süren göç hareketi, bu bölgelerde yaşayan kavimleri de daha ileriye doğru göçe zorlamıştır. Batıya doğru sürekli birbirini iten kavimler, sonunda Avrupa’ya kadar ulaşarak Kavimler Göçü’nü başlatmıştır.
Büyük göç hareketlerinde, iklim değişmeleri gibi coğrafi faktörlerin insanlık tarihi üzerinde ne kadar önemli bir etkiye sahip olduğu görülmektedir. İklim değişmelerinin sonucunda gelişen bu göç hareketi, mekânsal olarak bütün bir Avrupa Kıtası’nın çehresini değiştirmiş ve yeni ırkların, yeni siyasal yapıların hatta yeni bir çağın başlamasına zemin hazırlamıştır.

2-Sosyal ve Siyasi Nedenler
Savaşlar,
İşgaller,
Devrimler,
Terör olayları,
Dini olaylar

Örneğin Sırpların işgali nedeniyle Bosnalıların bulundukları bölgeyi terk etmesi siyasi nedenli bir göçtür

3- Ekonomik Nedenler
Ekonomik gelişmenin yavaş olduğu bölgelerde iş olanaklarının az olması, göçlere neden olmaktadır.
İşgücü göçleri
İşsizlik nedeniyle yapılan göçlere İşgücü Göçü denir.
Mevsimlik,
Kısa Süreli
Uzun Süreli olabilir.

Örneğin ülkemizde yaz mevsiminde pamuk işçilerinin Çukurova’ya gelmesi mevsimlik işgücü göçüdür.

GÖÇ TİPLERİ:
Göçler bir ülkenin sınırları içinde olabileceği gibi ülkeler arasında da olabilir.
Göçler, oluştukları yere göre iki gruba ayrılır :
1- İç Göçler
2- Dış Göçler
1-İç Göçler

Herhangi bir ülkenin sınırları içinde oluşan göçlerdir. Bu yer değiştirme hareketi sırasında ülke nüfusunda herhangi bir değişme söz konusu değildir. Genellikle iç göçlere bağlı olarak kent nüfusları artarken, kırsal nüfus azalmaktadır. İç göçler;
- Kırsal alandan kırsal alana
- Kırsal alandan kentlere
- Kentlerden kentlere
- Kentlerden kırsal alana
doğru olmaktadır.

Kırsal Alandan Kentlere
-İç göçlerin en fazla görüleni kırsal alandan kentlere doğru olanıdır.
-Verimli tarım alanları,
-Endüstrinin geliştiği bölgeler,
-Ticaret merkezleri,
-Maden yatakları bakımından zengin olan bölgeler,
-Turistik yöreler göçmen çekerler

2-Dış Göçler

Bir ülkeden başka ülkelere olan göçlerdir.
Göç veren ülkenin nüfusu azalır.
Dış göçler, oluşum nedenlerine göre 5 gruba ayrılır:

a-Zorunlu Göçler (Sığınma Göçleri) :
Savaş,
Baskı
Zulümden kaçarak başka ülkelere yapılan sığınma göçleridir.
Örneğin 1991 yılındaki Körfez Savaşı sırasında Kuzey Irak halkının bir bölümünün ülkemize göçü bu türdendir.

b-Yer Değiştirme (Mübadele) Göçleri :
Bir antlaşmanın esaslarına dayanılarak yapılan, ülke nüfuslarının karşılıklı olarak yer değişmesi ile oluşan göçlerdir.
Örneğin Kurtuluş Savaşı sonrası Yunanistan ile yapılan anlaşmalarla ülkemizde yaşayan Rumlar ile Yunanistan’daki Türkler arasında yer değiştirme göçleri yaşanmıştır.
(30 Ocak 1923′te Türkiye ve Yunanistan’ın Lozan’da imzaladığı “TürkYunan Nüfus Mübadelesi’ne İlişkin Sözleşme ve Protokolü“)
“TürkYunan Nüfus Mübadelesi’ne İlişkin Sözleşme ve Protokolü”nün birinci maddesi şöyledir:
“Türk topraklarında yerleşmiş bulunan Rum Ortodoks dininden Türk uyruklularla Yunan topraklarında yerleşmiş Müslüman dininden Yunan uyrukluların, 1 Mayıs 1923 tarihinden başlayarak, zorunlu mübadelesine girişilecektir. Bu kimselerden hiçbiri, Türk hükümetinin izni olmadıkça Türkiye’ye; Yunan hükümetinin izni olmadıkça Yunanistan’a dönüp orada yerleşemeyecektir.”
Bu protokol;
İstanbul’da oturan Rumları ve Batı Trakya’da oturan Türkleri kapsamayacaktır.

c-Gönüllü Göçler :
İnsanların çeşitli nedenlerle, kendi istekleri doğrultusunda, sürekli yaşamak için başka ülke veya kıtalara gitmesiyle oluşan göçlerdir.
Örneğin Avrupalıların yeni dünya kıtalarına göçü bu türdendir.
Yeni Dünya’ya Göçler
Yeni keşfedilen topraklardaki kaynakların işlenmesi ve bu kaynakların ticari potansiyeli, bölgede Avrupalı ticaret kolonilerinin kurulmasına sebep oldu. Özellikle İngilizler ve Fransızlar Kuzey Amerika’da, İspanyollar da Güney Amerika’da ticari koloniler kurdular.
Bütün bu göç hareketleri sonucunda Amerika Kıtası’nda yeni devletlerin kurulması, bütün Avrupa ve Dünya tarihini değiştirecek önemli gelişmelerin başlamasına neden olmuştur.
Yeni Dünya olarak adlandırılan Amerika’ya yapılan bu göç hareketi özellikle 19. yüzyılın ilk yarısında büyük bir hız kazandı.
Avrupalı göçmenlerin çoğu; siyasal baskılardan kaçmak, dinsel inançlarını özgürce yerine getirebilmek, maceraya atılmak ya da ülkelerinde kendilerine tanınmayan fırsatlardan yararlanabilmek için vatanlarından ayrıldılar.
Sanayi Devrimi’yle gelişen teknoloji ve seyahat imkânları, bu göç hareketinin hızlanmasında en önemli etken oldu. 15. yüzyılın sonuna doğru
Kristof Klomb, Macellan Vasco dö Gama’nın yaptığı seyahatlerle artık dünyada bilinmeyen yer kalmadı, özellikle Amerika Kıtası’nın keşfedilmesi ile bu kıtaya Avrupa’dan göçler başladı. 60 milyon insanın yer değiştirdiği bu göçler, 20 yüzyılın kadar sürdü.

d-İşgücü Göçleri :
İnsanların, işsizliğin fazla olduğu geri kalmış ülkelerden, iş olanakları fazla olan endüstrileşmiş ülkelere gitmesiyle oluşan göçlerdir.
Bu göçle işçi gönderen ülkeler döviz sağlar, ülkede işsizlik azalır, ülkeler arasındaki ekonomik, siyasi ve kültürel ilişkiler gelişir.
II. Dünya Savaşı’ndan sonra yıkılan Avrupa ekonomisini yeniden kurmak için 1952 1954 yılları arasında Almanya, Belçika, Avusturya ve Fransa gibi ülkelerde ciddi bir kalkınma hamlesi başlamıştır. Bu ülkelerin kalkınma çabaları dış ülkelerden önemli sayılabilecek bir iş gücü ihtiyacını beraberinde getirmiştir
Örneğin 1960 yılından itibaren, Türkiye’den çeşitli Avrupa ülkelerine işçi göçü olmuştur
Türkiye’de işçi göçünün zaman içinde hızla arttığı görülmektedir. Bunun başlıca nedenleri;
Hızlı nüfus artışı,
Kırsal alanda isteklerin çoğalması ve çeşitlenmesi,
Gelir dağılımındaki bozukluklar,
İstihdam sorunları,
Kırsal kesimdeki gelirin düşük olmasıdır

e-Beyin Göçleri :
İyi eğitilmiş elemanların daha iyi çalışma olanakları sağlayan ülkelere gitmesiyle oluşan göçlerdir.
Örneğin II. Dünya Savaşı sırasında Alman bilim adamlarının ABD’ye göçü bu türdendir.

TÜRKİYE’YE YERLEŞEN GÖÇMENLER

GİRİŞ
Anadolu insanlık tarihinde, iç ve dış göçler sonucu ortaya çıkan önemli uygarlıkların yaşandığı bir coğrafya olarak kabul edilmektedir.  Böylesine bir göçmenler kazanı ve uygarlıklar sentezi üzerinde kurulmuş olan devletlerin göçlerle gelen toplumsal, siyasal ve yönetsel sorunlar için çeşitli önlemler aldığı ve çözümler ürettiği bilinmektedir.
Anadolu, özellikle on sekizinci yüzyılın sonundan itibaren belirli aralıklarla yoğunluk kazanarak süregelen dış göç hareketleri ile karşı karşıya kalmıştır.  Osmanlı İmparatorluğu’nun kuruluşu ile başlayan ve devletin genişlemesi ve büyümesine yönelik politika olarak teşvik edilen göçler sonucu Anadolu toprakları dışındaki alanlarda önemli sayıda Türkçe konuşan topluluklar iskan edilmiştir.  İmparatorluğun zayıflaması ile birlikte Türk ve Müslüman olan halkların bulundukları yerlerden çıkarılması asırlar önceki göçü tersine çevirmiştir.
1923 yılında modern bir devlet olarak kurulan Türkiye Cumhuriyeti göçmen sorunlarını geçmişinden kalan bir miras olarak devir almış ve yapılan sistematik çalışmalarla sorunun çözümüne yönelik politikalar geliştirilmiş ve uygulamalar yapılmıştır.
Bu bildiride, kapsamı çok geniş olan bu tarihsel olgunun son iki yüzyıldaki durumu ele alınacak, iç göçler sonucu yaşanan yerleşim sorunlarına ilişkin olarak yapılan uygulamalar incelenmeye çalışılacaktır.
GÖÇLER VE GÖÇENLER

Osmanlı İmparatorluğu Döneminde Dışardan Göç Edenler
18.yy sonu ve 19.yy başından itibaren Anadolu’ya dışardan göçenler, Türkçe konuşulan bölgelerden göç etmek zorunda kalanlar ile Osmanlı İmparatorluğu’nun dağılması sonucu yaşadıkları bölgelerden göç etmek zorunda bırakılanlar olmak üzere ikiye ayrılmaktadır.
1771 yılında Kırım’da yaşanan nüfusun Osmanlı yanlısı olan kesimi Rusların silahlı saldırısı nedeniyle topraklarını bırakarak Osmanlı yönetimi altındaki bölgelere göç etmek durumunda kalmışlardır.  Bu olay Osmanlı İmparatorluğu’nun karşılaştığı ilk dış göç olgusudur.  1788-1792 Osmanlı - Rus - Avusturya Savaşları süresince ve sonrasında da, Osmanlı topraklarına Kırım, Kazan, Kafkasya ve Özi bölgelerinden kitleler halinde göçler başlamış ve göç edenlerin sayısı dört yüz bin kişiye ulaşmıştır.(Oğuz Arı s.5)
Rusların Azerbaycan’ı da işgali üzerine göçler, İran üzerinden Anadolu’ya yönelmiş, Kuzey İran’ın işgali sonucu Kafkasya limanlarından yüz binlerce insan Osmanlı Devleti tarafından temin edilen deniz araçları ile Trabzon, Samsun, Sinop ve Varna limanlarına getirilmişlerdir.  Kafkasya’dan yapılan göçler yaklaşık yüz elli yıl boyunca sürmüştür.  Kafkasya’dan gelenler arasında Türkler, Avarlar, Çeçenler ve Çerkezler vardır.  Göçmenler değişik illere iskan edilmişlerdir ve hatta Halep’e, Ürdün’e kadar gönderilen göçmenlerin olduğu da ileri sürülmektedir. (Oğuz Arı s.5).

Osmanlı İmparatorluğu’nun dağılmaya başlaması ve 1806 - 1812 Türk- Rus savaşı sonucu Balkanlarda yaşayan Türklerin çoğu güneye doğru göç etmeye başlamışlardır.  Sayılarının iki yüzbini bulduğu tahmin edilen göçmenler, başta İstanbul olmak üzere Rumeli’deki kent, kasaba ve köylere yerleşirken, bir bölümü de İstanbul yolu ile Anadolu’ya göçmüştür.  Osmanlı Devleti bu göçmenlere iyi davranılması ve kolaylık gösterilmesi için Rumeli ve Anadolu’daki eyaletlere talimatlar göndermiş ise de göçenlerin düzenli şekilde yerleştirilmeleri sağlanamamıştır. (Özbay - Balpınar).
1820 yılında Mora Yarımadasında bağımsız bir Yunan Devleti’nin kurulması ile Osmanlı İmparatorluğu’na yapılan baskılar sonucu bu bölgede yaşayan Türkler 1830 tarihinden itibaren Anadolu’ya göç etmek durumunda kalmışlardır (Özbay Balpınar).
1854 - 1856 yıları arasında yapılan Kırım Savaşı’ndan sonra samsun Limanı yoluyla yaklaşık altı yüz bin göçmenin Anadolu’ya geldiği bilinmektedir.
1905 - 1908 Rus Devrimi’nden sonra ise Kazan ve Azerbaycan’dan göçler başlamış, gelenler Amasya ve Kars illerinde yerleşmişlerdir.  1920 yılındaki Sosyalist Devriminden sonra ortadan kaldırılan Kafkas Cumhuriyeti’nden, Gürcistan’dan ve Ermenistan’dan çok sayıda aile Anadolu’ya göç ederek, Muş ve Kars gibi genelde Doğu Anadolu illeri ile Konya ili civarına yerleşmişlerdir. (Oğuz Arı s.5).
1912 - 1913 Balkan Savaşı sırasında 1173.52, 1914 -1915 Birinci Dünya Savaşı sırasında da yaklaşık 120.556 göçmenin Anadolu’ya geldiği tahmin edilmektedir.  Birinci Dünya Savaşına kadar Kafkasya’dan, Balkanlardan ve Ege adalarından Anadolu’ya gelen göçmenlerin sayısı bir milyonun üstündedir (Oğuz Arı s.5).
GÖÇMENLERİN YERLEŞTİRİLMESİ
Göçmenlerin yerleştirilmesi işlemleri Tanzimat Fermanı’nın ilanına kadar Bab-ı Ali’nin eyaletlere göçmenler geldikçe gönderilen fermanları doğrultusunda oluyor veya göçmenlerin başvuruları üzerine kendilerine para ve malzeme yardımı yapılıyordu.  1859 yılına kadar Şehramenetine bırakılan göçmenlerin yerleştirilmesi işleri, Kırım savaşı sonrası hızla artan göçler nedeni ile yoğunluk kazanmış ve şehramenetinin sorunun çözümünde yeterli olamayışı sonucu Devlet, sorun ile uğraşacak bir komisyon kurulmasına ilişkin yasa çıkartmak zorunda kalmıştır (Oğuz Arı s.7).
Yasa ile “İskanı-ı Muhacirin” adı altında kurulan ve göçmenlerin yerleştirilmesine ilişkin tüm işlemleri yürütmekle sorumlu olan komisyonun adı daha sonra “Muhacirin ve Aşair Müdiriyeti Umumiyesi” olarak değiştirilmiş ve bu kurum çalışmalarını Cumhuriyet’e kadar sürdürmüştür (OğuzArı s.7).
Bu komisyon tarafından çok sayıda göçmen Amasya, Tokat, Sivas, Çankırı, Adana, Aydın, İçel, Bursa, Adapazarı ve İzmit çevresine yerleştirilmiştir (Özbay - Balpınar).
Osmanlı Devleti 1877 yılına kadar gelen göçmenlerden yüksek memur, ilmiye sınıfı mensubu veya zanaatleri ancak kentlerde yapılabilenlere kentelrde yerleşme izni vermiş, diğerlerinin kent merkezlerinde yerleşmesini istememiştir.  Ancak göçmenlerin sayısının artması sonucu birçok kunduracı, marangoz, berber ve benzeri küçük esnaf ile kent hayatına ve ticarete alışmış olan çok sayıdaki göçmen yerleştirildikleri köy ve kasabalara uyum sağlayamadıkları için kentlere göç etmek zorunda kalmışlardır.Ayrıca özellikle kırsal kesimdeki yerli halkın tepkisinin giderek büyümesi ve rahatsız edici boyutlara ulaşması Devleti 1878 yılında yeni bir karar alma gereği ile karşı karşıya bırakmış ve yayınlanan bir talimatla göçmenlerin kentlerin çevresine yerleşmelerine izin verilmiştir (Özbay - Balpınar).
Bu karardan sonra Anadolu kentlerinde kısa bir süre içinde göçmen mahallesi olgusu ortaya çıkmıştır.  Ankara’daki Boşnak, Eskişehir’deki Tatar mahalleleri bu gelişmenin en iyi örnekleridir.  Göçmen yerleşmelerinin, kırsal kesimde geleneksel Anadolu köy dokusundan, kentlerde ise mahalle dokusundan kolaylıkla ayırt edilebilmesi, bu yerleşimlerin en belirgin ortak özellikleridir.  Anadolu’da 19.yy ikinci yarısına kadar süregelen geleneksel dokunun organik görünüşüne karşın göçmen mahalleleri çok daha düzenli, geometrik bir görünüme sahiptirler. Bu yerleşmeler çıkartılan yönetmelikler doğrultusunda kamu eliyle yapılan bir plan tipine göre tümünün birden yapılması şeklinde gerçekleştirilmiştir (Özbay-Balpınar).

CUMHURİYET DÖNEMİNDE DIŞARDAN GÖÇ EDENLER
YUNANİSTAN’DAN GÖÇLER
Cumhuriyet döneminin en önemli ve en yoğun göç hareketi 1922 yılında imzalanan Lozan Anlaşması hükümleri uyarınca gerçekleştirilen Türk-Yunan halkları değişimidir.  Bu değişim sonucu 100 bin Türkiyeli Rum Yunanistan’a gitmiş, yaklaşık 100 bin aileye mensup 400 bin Türk’te Anadolu’ya göç etmiştir (Oğuz Arı s.4).  Yunanistan ve Balkanlardan gelen göçmenlerin malları ve iskanına ilişkin olarak çıkartılmış olan kanunlar doğrultusunda,  “Mübadil” olarak tanımlanan göçmenler Anadolu’dan Yunanistan’a gönderilen Rumların bıraktıkları evlere, ticarethanelere ve topraklara mesleklerine göre yerleştirilmişlerdir.  Bu göç hareketi 1949 yılına kadar devam etmiştir (OğuzArı s.4).
1952 - 1969 yılları arasında da Yunanistan’dan serbest göçmen olarak 7600 aileye mensup 24.625 kişinin geldiği bilinmektedir.  Bu yıllardan sonra Yunanistan’dan aralıklarla 4 aile daha Türkiye’ye göç etmiştir (Köy Hizm.Env.s.139).
1923 - 1995 yılları arasında Türkiye’ye göç eden nüfusun % 25’i olan, 424.645 kişiyi Yunanistan göçmenleri oluşturmakta olup, bunların büyük çoğunluğu ( % 95 ) mübadil olarak gelen göçmenlerdir